Atlarda Yarış Performansını Etkileyen Faktörler
Atlarda yarış performansını genotip, vücut yapısı ve çevresel faktörler etkiler. Bu faktörler arasında;
Koşulan Pist’in Önemi & Hava Koşulları
Özellikle çim pistte yağışlı havalarda ilk koşu ile son koşu arasında bile pist ağırlaşır.
Çim pistte başarılı olan atlar kum pistte başarılı olamayabilirler fakat kum pistin ıslanması sonucu sertleşmesiyle zaman zaman kum pistte de başarılı olabilirler.
Aynı şekilde kumcu koşan atlar da Çim pistin yağış sonrası ağırlaşıp yumuşamasıyla da Çim pistte başarılı olabilirler.
Atların hangi pistte başarılı olabileceğini pedigri (soy ağacı) ve genel performanslarını inceleyerek bulabiliriz.
Hava sıcaklığı da etkenlerden biridir. Dişi safkanların sıcak havalardan erkeklerden daha fazla etkilenmektedir.
Genel olarak baktığımızda pist ve hava şartları koşu sonucuna direkt etki eden faktörlerden biridir.
Çim pistte yarış performansı genel olarak kum pistte göre daha yüksektir. Kum yarışları zorlaştırıcı bir malzemedir.
Mesafe Faktörü
Atların vücut yapıları ve soy kütükleri mesafe konusunda büyük etkendir.
Yurt dışında sahibi ve antrenörü tarafından yapısı ve özellikleri iyi bilinen atlar uygun mesafeli koşularda koşturulmakta ve böylece atların performansları iyi bir şekilde ortaya konmaya çalışılmaktadır. Fakat bizde tam tersidir.
Atın Formu
Bir atın formu çok çok iyi olabilir ama yanlış pist ve mesafede veya yanlış taktikle koşmasından dolayı başarısız sonuçlar alabilir.
Bir atın formunu değerlendirmek için son koşularındaki pist şartları, mesafe, rakip, jokey, kilo, koşu stili ve derece analizlerini iyi yapmak gerekir.
Jokey Faktörü
Binicinin etkisi, Binicinin tecrübesi ve bilgisi atın yarış performansına etkilidir. At yarışı iki canlının birlikte yaptığı tek spordur. Bu yüzden jokey faktörü çok önemlidir. Koşan ve koşturan arasında uyum başarı getirir. Bir atın formu kadar jokeyinde formu önemlidir. Bazı jokeyler belli şehirlerde başarılı olurlar. Atın formu çok iyi bile olsa jokeyi iyi idare edemediği sürece başarı gelmez. Basit bir örnek vermek gerekirse Formula 1 yarışlarında aynı motor gücüne sahip hatta aynı fabrikadan çıkmış yarış otomobilleri bile sürücülerinin tecrübesi ve kalitesiyle orantılı şekilde farklı dereceler aldığını var sayarsak bu durumu daha kolay anlayabiliriz.
Orjin
Bir İngiliz safkanın anne ve baba kan hattını (pedigri) incelediğimizde o safkan hakkında hangi mesafelerde başarılı olabileceğini önceden analiz edebiliriz. Arap atlarında yapılan bir çalışmada , bütün yarışların ortalamasında çim pistte yarış süresi kum piste göre 3.7 sn daha kısa olmuş ve aradaki farklılık çok önemli (P<0.001) bulunmuştur. Başka bir çalışmada 1200-1600 metreler arasında Arap atlarının çim pistte daha iyi performans gösterdikleri bildirilmiştir. Hem İngiliz hem de Arap atlarında çim pistteki performansın daha yüksek olduğu görülmektedir.
Galop
Galop, atın yarıştan önce yaptığı yarış provasına denir. Bir atın form durumunu değerlendirirken sadece galop derecelerine bakmak doğru değildir.
Atlara Yarış İçerisinde Takılan Aksesuarlar
Kapalı gözlük etrafındaki rakip atlardan ürken, çekinen ya da yanına at geldiğini görünce yarışa küsüp koşuda performansını düşüren atlar için uygulanan bir takıdır.
Kulaklık ortam seslerinden ürken safkanlara takılan bir çeşit kulak tıkamaya yarayan aparattır.
Dilbağı koşu esnasında dilin nefes borusuna kaçıp nefes alıp vermesini zorlaştıracak durumu engellemek için kullanılan bir aksesuardır.
TJK tarafından deklare edilmeyen bir diğer aksesuar MEKSİKA BAĞI’dır. Bu bağ dilbağına gerek kalmadan tamamen atın ağzını kapatarak burnundan nefes almasını sağlayan bir düzenektir.
Atın Taşıyacağı Ağırlık
Bir atın koşu esnasında taşıyacağı ağırlık jokey ve eyer toplamıdır.
Arap ve İngiliz atları için düzenlenen tüm koşularda erkek atlar dişilere göre 1.5 kg daha fazla ağırlık taşırlar .
Üç yaşlı Arap atlarında handikap ağırlığı 56 kg; 2 ve 3 yaslı İngiliz atlarında ise 56 ve 58 kg’dır. Hiçbir koşuda ata 40 kg’dan daha az ağırlık yüklenemez.
Cinsiyetler arası hormonal ve morfolojik farklılıkların yarış performansını etkilediği belirtilmektedir.
Nitekim Gazi koşularında genelde erkek safkanların kazandığına bakarak bunun doğruluğuna anlayabiliriz. Her yıl düzenlenen tay satışlarında en yüksek fiyatlara erkek taylar satılmaktadır.
Nitekim göğüs kafesinin kısraklarda daha dar olması; kas ve kemik yapısının aygırlarda daha gelişmiş olması; aygırların cidago yüksekliği ve incik çevresinin daha fazla olması ve böylece adım boyunun ve koşuya dayanma gücünün daha fazla olması gibi nedenlerle cinsiyetler arasında yarış performansı bakımından farklılıklar oluşabilmektedir.
Arap atlarında yapılan bir çalışmada 1200, 1300, 1400, 1500 ve 1600 metreleri erkekler ortalama olarak dişilerden 0.79, 1.1, 1.1, 1.0 ve 1.02 saniye daha erken tamamlamışlar ve bu farklılıklar istatistik olarak önemli olmuştur.
Beslenme
Optimum beslenmeyi temin edebilmek için öncelikle atlardaki enerji metabolizmasını iyi anlamak ve at hangi tip performansa yönelik kullanılacaksa ona göre bir rasyon belirlemek gerekir. Enerji üretiminde en hızlı yol, creatin fosfat ( CP) ta bulunan fosfor grubunun adenosindifosfat ( ADP) ile birleşerek ATP üretilmesidir. ATP nin yeniden sentezlenebilmesi ise 2 farklı şekilde olur
- 1- Karbonhidrat, yağ ya da proteinlerin, oksijen yardımı ile yakılarak aerobik olarak enerji üretilmesi.
- 2- Kaslarda depo edilmiş olan glikojen’in anaerobik yani oksijensiz ortamda ATP’ye dönüştürülmesi.
Aerobik olarak, anaerobik enerji üretiminin 600 katı kadar enerji üretimi söz konusu olmakla beraber, üretim süreci uzun sürdüğünden, yüksek efor gerektiren durumlarda- örneğin Sprint anında, ATP’nin daha kısa sürede üretilmesi gerekir ve anaerobik sistem devreye girer.
Anaerobik sistem sonucunda açığa çıkan laktik asit, atlarda performans üzerine en belirleyici faktörlerden biridir
Doğru beslenme yardımı ile laktik asit oluşumunun nasıl minimuma indirilebileceği, ya da kaslarda biriken laktik asitin nasıl en kısa sürede elimine edilebileceği araştırılmaktadır.
Ancak bu bilgiler doğrultusunda yapılacak optimum beslenme, bilinçli bir idman sistemi ile bir araya geldiğinde, atın genetik ve fiziksel kapasitesinin el verdiği ölçüde en üst düzey performansa ulaşmak mümkün olabilir.
- Atlar her zaman bireysel olarak ele alınmalı, atın bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.
Kimi at daha heyecanlı bir mizaca sahip olup, kilo almakta zorluk yaşarken, bir diğeri kolaylıkla üzerine kilo alıp, hatta bu fazla kiloyu vermekte zorlanabilir.
- Aerobik yolla ATP üretiminde karbonhidrat, protein ve yağlardan yararlanılır.
- At rasyonlarındaki karbonhidrat kaynakları ise, kaba yemler ( ot, yonca vs), tahıllar ve tahıl yan ürünleridir.
- Aerobik yolla ATP üretiminde karbonhidrat, protein ve yağlardan yararlanılır.
Özellikle karbonhidratlar, at beslenmesindeki temel enerji kaynakları olarak kabul edilir. At rasyonlarındaki karbonhidrat kaynakları ise, kaba yemler ( ot, yonca vs), tahıllar ve tahıl yan ürünleridir. Dr. Meyer tarafından yapılmış olan bir çalışmada işlenmemiş mısırın presekal ( kör barsak öncesi) sindirilebilirliği %29, yulafın ise %84 olarak tespit edilmiştir. Sindirilebilirliği daha düşük olan bu yemlerin bir takım işlemlere tabi tutulduktan sonra at rasyonlarında kullanılması daha uygundur
Protein
Farklı fizyolojik durumlardaki atların protein ihtiyaçları da farklılık gösterir.
Farklı fizyolojik durumlardaki atların protein ihtiyaçları da farklılık gösterir.
Örneğin, büyüme dönemi ve laktasyonda protein ihtiyacı yüksekken, yetişkin spor atlarında ihtiyaç, fiziksel aktivite doğrultusunda belirlenir ve nispeten daha düşüktür.
500 kg canlı ağırlıktaki bir yarış atının günlük 850-1000 gr ham protein ihtiyacı vardır. Aynı canlı ağırlığa sahip, yanında 1 aylık tayı olan laktasyon dönemindeki bir kısrağın ham protein ihtiyacı ise günlük 1535 gr, hafif çalışan bir binek atının ise 550-600 gr kadardır.
Yağ
Yağlar, iyi bir enerji kaynağı olmalarının yanı sıra, çeşitli metabolik faaliyetlerde de kullanılırlar.
Rasyonlarda maksimum % 20 ‘ye kadar yağ kullanımı mümkün olabilmektedir. Kullanılan bu yağın ise %76-%94 oranında sindirilebildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sindirimi daha zor olan ve nişasta içeren tahılların rasyondaki miktarını arttırmaya gerek duyulmadan, sadece yağ ilavesi ile enerji düzeyi kolaylıkla arttırılabilir.
Yapılmış olan bir araştırmada rasyona %5 yağ ilave edildiğinde toplam metabolize enerjinin %8.5, %10 yağ ilave edildiğinde ise enerjinin %17 oranında arttığı tespit edilmiştir
Düzenli olarak minimum 3-6 hafta süre ile %8-10 yağ içeren dietlerle beslenen atlarda, kaslarda depo edilen ve sprint anında anaerobik yolla enerjiye dönüştürülen glikojen miktarında artış olduğu tespit edilmiştir.
Yine bu gibi rasyonlarla beslenen atlarda, maksimum performans sonrası kan laktik asit düzeylerinin daha düşük seyrettiği ve laktik asit birikimine bağlı yorgunluğun diğer atlara oranla daha geç ortaya çıktığı tespit edilmiştir
Genel olarak yüksek yağ içeren rasyonlarla beslenmenin yarış performansı üzerine pozitif etki yaptığı söylenebilir.
Su
Yetişkin atların vücut ağırlığının % 65-75 inin tayların ise %75-80 inin su olduğu düşünülürse suyun önemi daha da çok anlaşılır. Yaşama payı için gerekli su miktarı yaklaşık 5L/100 kg vücut ağırlığıdır.
Sıcak iklimlerde çalışan atlar için su ihtiyacı ise yaklaşık 12-15L/100 kg vücut ağırlığı kadardır. Atlarda çalışma su ihtiyacını %50-300 oranında artırır.
Atlara su vermede sakınılacak yegâne zaman egzersiz hemen öncesi ve kalp atışı ve respirasyonun hızlı olduğu egzersiz hemen sonrasıdır.
Bu zamanlarda atlara sık ve az miktarda su vermek dehidrasyonu önleyeceği gibi sindirim problemleri açısından da faydalı bir uygulamadır
Bu gibi durumlara sebebiyet vermemek için atın önünde daimi olarak temiz su bulunmalıdır.
Atın kısıtlı bir mide kapasitesi olduğundan, kova ile belirli zamanlarda su gösterilmesi kesinlikle doğru bir uygulama değildir.
Bu yöntemle atlar, hem ihtiyaçları olduğu ölçüde su tüketemez hem de tek seferde çok fazla su içmeye çalışarak mide kapasitelerini zorlarlar.
Kış aylarında atların soğuk suyu tercih etmeyerek yeterli miktarda su tüketmedikleri tespit edilmiştir.
Ata soğuk su verilmesinin endişe yarattığı kış aylarında, suyu kova ile belirli zamanlarda vermek yerine, atın önünde bırakılan suyun belirli aralıklarla ılındırılması daha doğru bir yöntemdir.
Ortaya çıkan terin buharlaşması, vücut iç ısısının düşürülmesi temin edilir.
Özellikle hava sıcaklığı ve nem oranının yüksek olduğu durumlarda soğutma işleminin yapılabilmesi çok güçleşir ve bu iş için daha fazla enerji gerekir.
1 lt terin buharlaşabilmesi için 580 kcal enerji gerekir ki bu enerji 7-8 dakika tırıs yapılması için gerekli enerji miktarına eşittir.
Ter ile birlikte atılan beyaz köpük görünümlü protein, deterjan gibi bir yapıya sahip olup, deri üzerinde bir tabaka oluşturur, ter damlacıklarının deri üzerinde tutularak buharlaşmasına yardım eder. Hafif bir idman sırasında bile yüksek oranda enerji dolayısı ile de ısı üretimi söz konusudur. Vücuttaki soğutma sisteminin işleyişi bu artışlara engel olabilmektedir.
Soğutma işlemi için deriye yönlenen kan akımı nedeni ile, kaslar için gereken oksijeni taşıyan kan miktarında azalma olacağından, laktik asite bağlı ortaya çıkan yorgunluk da çok daha kısa sürede gerçekleşerek performans üzerine negatif etki yapar.
Ter Bıçağı
Bazı araştırmacılar, ter bıçağı (çember) yardımı ile terin sıyrılmasını, buharlaşmayı azaltıp soğutmayı güçleştireceğinden, önermemektedirler.
Bunun yerine atın direkt olarak su ile yıkanması ve buharlaşmanın rahatlıkla yapılabilmesi için bu suyun deri üzerinde kalması gerektiğini savunmuşlardır.
Diğer bir görüş ise, vücut ısısı normale gelene kadar atın arka arkaya birkaç kez su ile yıkanıp deri üzerinde ısınan bu suyun normal dereceye gelene dek sıyrılması yönündedir.
Performans sırasında 50 litreye kadar ter kaybedilebilir ki bu da atın kan hacmine eşit bir miktardır. Sıvı kaybı telafi edilmediği taktirde vücut ağırlığında, dehidrasyona bağlı olarak %7 ila %11’e varan oranlarda azalma görülebilir.
Bu sıvı kayıplarına bağlı olarak, kan hacmi azalır, dolayısı ile de doku işlevleri için gerekli oksijen dokulara taşınamaz, soğutma işlemi de gereği gibi yapılamayacağından iç ısı yükselir ve ‘’ sıcak stresi’’ (heat stress) denen durum ortaya çıkar, performans düşüklükleri gözlenir.
Ter ile atılan sadece sıvı değildir, hayati öneme sahip elementlerden sodyum, potasyum, klor ve daha az oranlarda da kalsiyum krom ve magnezyum da kaybedilir.
Krom
Optimum yararlanma için 500 kg canlı ağırlıktaki bir yarış atının rasyonunda günde 5 mg krom bulunması gerektiği ortaya konmuştur.
Krom, özellikle kan şeker düzeyinin regülasyonunda insülinle birlikte hareket eder, ve yeterli miktarda krom tüketimi, metabolizmadaki insülin ihtiyacının düşürülmesine fayda eder.
Protein İhtiyacı
Yapılan araştırmalarda kas aktivitesi gösteren atlarda her 100 kg canlı ağırlık için atılan ter miktarını 5 kg olarak tahmin etmiştir. Protein kaynağında egzersiz atları için nicelikten öte protein kalitesi önem taşır.
Terleme yoluyla proteinin kaybı göz önüne alınırsa, çalışan atlarda protein ihtiyacının önemi daha da anlaşılır. Çalışma ile birlikte ter miktarı da artacağından protein ihtiyacının artacağı kesindir
Farklı türde eksersizler farklı beslenme yöntemlerini gerektirse de, genelde egzersizle birlikte kas aktivitesinden dolayı enerji ve protein kullanımı artar
Enerji
Hareket halinde olan atlar için yemler, yemlerdeki kimyasal enerjinin kas hareketine çevrilmesinde kullanılır.
Düşük aralıktaki hız ve mesafede atların günlük enerji ihtiyacı çok artmazken (%4) yüksek aralıktaki hız ve mesafelerde günlük enerji ihtiyacı 5-6 katına çıkar
Kısa süreli ve hızlı koşmada (yarış atlarında olduğu gibi) kas enerjisinin çoğunu anaerobik yoluyla sağlanırken, uzun süreli kas çalışmalarında enerjinin hemen hemen tamamı aerobik yolla elde edilir.
Enerji kaynağı olarak kullanılan tane yemler (nişasta) atlar için anaerobik egzersizde kullanılan iyi glikoz kaynaklarıdır. Ancak kolik gibi problemlerle karşılaşmamak için bir defada fazla miktarda verilmemelidir. Atlara bir seferde verilecek tane yem miktarı vücut ağırlığının %0.5 ini aşmamalıdır. Dolayısıyla atlara verilecek toplam tane yem miktarı günlük olarak 3 e bölünmelidir.
Enerji kaynağı olarak kullanılan tane yemler kendi aralarında farklılık gösterir. Örneğin, yulaf yalnız ya da otla birlikte verildiğinde enerji olarak yetersiz olabileceği gibi atletik performansı da olumsuz etkileyebilir. Bunun nedeni yulaftaki nişastanın (%45) diğer tane yemlere, örneğin mısıra (%70) oranla düşük, selülozun ise yüksek (%3 e karşı %10) olmasıdır.
Yulaf ve ot karışımından gelen enerjinin göreceli olarak büyük bir kısmı nişastadan değil selüloz dan gelecektir ki buda yavaş sindirildiği için performans için gerekli çabuklukta glikoz üretimine cevap verecek nitelikte değildir.
Besleme Zamanı
Atların, rasyonlarını herhangi bir egzersize başlamadan 2-4 saat öncesi tüketerek hazmetmeleri sağlamak uygulanacak iyi bir yöntemdir. Atlara tanınan bu süre zarfında besin maddelerinin çoğu mideyi geçer ve bağırsaklara ulaşmış olur. Koşu- dan 6-12 saat öncesinden daha uzun süreli yem kısıtlaması, atların enerji ihtiyacına cevap veremeyecek ve dolayısıyla performansı olumsuz etkileyecektir. Egzersize başlamadan 2-4 saat öncesinde yedirilen tane yemler kan glikoz ve insulin düzeyini yükseltmektedir. Yüksek kan insulin düzeyi atların daha çabuk sürede yorulmasına neden olmaktadır çünkü insülin kasların optimal düzeyde kontraksiyon yapmasını engellemektedir.
Yarış İçin Uygun Eksersiz Süresi ve Yaşı
Yarış atları için uygun eksersiz süresi en az 6 ay olmak koşulu ile yaklaşık 1 yıl olmalıdır. Altı aydan daha az zamanda yapılan egzersiz periyodu performansta düşüklüğe neden olur.
Genç atlar erken yaşlarda vücutlarının yarış amaçlı gelişmesi için egzersize başlatılmalı aksi takdirde atlar gelişimini tamamladıktan sonra yarışa hazırlanması imkânsız olmaktadır.
İngiliz atlarında antrenman 1 yaşında başlayabilir ve genelde 3 yaşında ilk yarışına kadar antrenman devam eder. Yani antrenman 20 ay sürebilir.
Yarış atları için uygun yaş, at ırkına, atın tabiatına ve planlanan iş türüne bağlıdır. Atlarda 18 aylık yaşa kadar kas fibrillerinin gelişiminin % 80’nin tamamlandığı belirtilmiştir. Ancak, 1 ila 6 yaşlar arasında zamana bağlı olarak kas fibril bölgelerinin sadece % 10 arttığı ifade edilmiştir. Bu rakamlar atlarda yarış yaşı hakkında önemli ipucu vermektedir. Atların erken yaşta (16-18 ay) yarış ve ağır işlere koşulması strese sebebiyet vermekte ve bu gereken performansın gösterilememesine ve aynı zamanda yaralanma ve sakatlıklara neden olmaktadır.
Geç olgunluğa erişen atların 3 yaşından önce yarışlara sokulması önerilmez. Atlama (Jumping) antrenmanlarına başlama yaşı 4-5 yaş ve atlama yaşı ise 8 yaş olmalıdır. Daha erken yaşlarda bu tür aktivitelere başlamak mümkün olsa dahi yaralanma riski daima yüksek olmaktadır. Erken olgunluğa erişen İngiliz (English) atları için 8 yaş yarış süresinin sonu olarak kabul edilir. Sekiz yaştan sonra hızları düşen İngiliz atları hız gerektirmeyen farklı yarışlarda kullanılabilir. Genel bir kural olarak, atların strese maruz kaldıkları ağır yarışlar ve aktiviteler için uygun yaş, erken olgunluğa erişen atlar (English) için 5 yaştan önce, geç olgunluğa erişen atlar için 8 yaştan önce olmamalıdır.
Öğr. Gör. Dr. Derviş ÖZTÜRK / At Dünyası





